22 Haziran 2008 Pazar

PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ 26- SÜNNET KURABİYELERİ



Bu akşam oğlumun 15 gün sonra yapılacak sünnet töreni için ikram etmeyi düşündüğüm kurabiyelerin bir denemesini yapayım dedim. Bakalım nasıl olacak ve neye karar vereceğiz hangi şekil olsun. Aslında öyle çok seçenek varki insan şaşırıyor. Bir de tek başıma yapacağım yardımcım yok. Miktar da fazla olacağından deneme yapmak iyi bir fikir gibi geldi. Siz ne dersiniz ben iki grubu da beğendim aslında Çiçek kurabiyelere de çöp şişlerden takacağım sanırım ve böylece hem çiçek hem kalp hem yıldız şekilleri olacak. Tabii hamur miktarıda 4 katı olacak. Bir gün önceden hazırlamayı düşünüyorum. Umarım beğenilir.
Fikirlerinizi yazarsanız yorumlarda sevinirim:)
Kurabiye tarifine gelince
malzemeler
3 su bardağı un
250 gr margarin
1 çay cardağı mısır nişastası
1 su bardağı pudra şekeri
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 portakal kabuğu rendesi
ben kışın reçel yaptığım portakalların kabuklarını rendeleyip derin dondurucuya koymuştum. ihtiyaç oldukça ordan kullanıyorum.
1 tatlı kaşığı tarçın
Malzemeler derin bir kapta karıştırılır ve yarım saat buzdolabında bekletilir. Çıkarıldıktan sonra dolaptan; 4 e bölünüp gıda boyası ile hamur renklendirilir. kurabiye kalıbıyla veya elle şekil verilir. 180 derece fırında 20 dakika kadar pişirilir.
Afiyet Olsun.

20 Haziran 2008 Cuma

PUDİNGLİ KURABİYE VE TARTÖLET


Bu tarifi ne zamandır denemeyi düşünüyordum. Birden aklıma tartölet hali nasıl olur diye geldi ve denemek için bir tane de tart kalıbına yerleştirdim hamurdan. İçine ise tek olduğu için evdeki danonelerden bir paket açtım. Hamur oldukça yağlı olduğundan tart kalıbını yağlamakta gerekmiyor. Çok kolay çıkıyor kalıptan. Benim fırınımdan kaynaklandığını düşünüyorum biraz sert oldular. Daha az pişirmek gerekli. Bn uygun pişirme süresini yazıyorum.
Daha sonra çeşitli aromadaki pudinglerle de denemelerim olacak. Çünküüüü; oğlum çok beğendi.
malzemeler:
1 paket kakaolu puding
1,5 su bardağı un
yarım paket margarin
2 yemek kaşığı tereyağı
2 yemek kaşığı toz şeker
yapılışı:
Önce eritilmiş margarin, tereyağı ve toz şekeri çırpıyoruz. Pudingi ilave ediyoruz. İyice karıştırıp ununu koyuyoruz. Homojen bir hal alana kadar yoğuruyoruz. Şekil verip 180 derece fırında 20 dakika kadar pişiriyoruz.
Afiyet Olsun.

16 Haziran 2008 Pazartesi

PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ 25 , ŞEFTALİLİ MİLFÖY





Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Bu ara o kadar yogun ve telaşlı geçti ki. Oğluşum sünnet oldu geçen hafta. O nedenle blogla ilgilenemedim. Çok yorgun olduğumdan yemek dışında kek, pasta , börek gibi ekstra işlerde biraz tembellik yaptım doğrusu. Bu gün de aklıma milföylerden ve çok fazla olmasından dolayı tüketilemeyen şeftalilerden böyle bir tatlı yapmak geldi. Tamamen benim buluşumdur:)) Lezzetli ve bir o kadar da pratik. Kısıtlı zamanlarda sizi kurtarabilir. Denemek isterseniz tarife geçeyim.

Malzemeler:

1 paket milföy hamuru

4-5 kabuğu soyulmuş ve minik minik doğranmış şeftali

5-6 yemek kaşığı toz şeker

1 küçük kase kuru üzüm

üstü için pudra şekeri

Yapılışı:

Şeftalileri, toz şekeri ve kuru üzümleri teflon tavada 7-8 dakika karıştırarak pişirin. Soğumasını bekleyin. Bütün milföylerinizin ortasına çapraz şekilde kaşıkla dökün. Milföylerin karşılıklı iki ucunu üstte birleştirip sabitlemek için küdan kullanın. Yağlı kağıt serili tepsiye dizip 180 derece fırında 10-15 dakika pişirin. Çıktıktan sonra soğuyunca üzerine pudra şekeri serpip servis yapın.

Afiyet Olsun.

5 Haziran 2008 Perşembe

YENİ BLOĞUMU İFTİHARLA SUNARIM:)


Uzun zamandır sadece takılarım için bir blog yapmak istiyordum. Kısmet bugüneymiş. Umarım çalılmalarımı beğenirsiniz. Ulaşmak için adresim: www.blogcu.com/siyahlale1

28 Mayıs 2008 Çarşamba

BUĞDAY ÇİMİ

Hepinize selamlar. Bu akşam sizlere birkaç gün önce öğrenmiş olduğum harika bir besin ve enerji kaynağından bahsetmek istedim. Buğday çimini evlerinizde kendinizde kolaylıkla yetiştirebilirsiniz. üstelik bunun için toprağa da gerek yok. nasıl mı? Öncelikle cam veya porselen bir kaba ihtiyaç var. Ayrıca o yılın mahsulü olan ve organik olması tercih edilen buğdaya. Geriye sadece ince bir temiz tülbent veya kahve filtesi türünde bir kağıt gerekli. Cam kabınızın tabanına kahve filtrenizi veya tülbentinizi yerleştirdikten sonra buğdaylarınızı serpip üstüne tekrar filtre kağıdı kapatarak veya tülbenti örterek buğdaylarınızı arada bırakın. Daha sonra klorlu olmayan şişe içme suyuyla çiçeklerinizi suladığınız sprey şişelere bu suyu koyarak püskürtme yoluyla sürekli nemli kalmalarını sağlayınız. 3-5 günde buğdaylarınız çimlenecek. Bunları ister çerez gibi kök ve filizi bir arada olacak şekilde tüketin. İsterseniz salatalarınıza serpip tüketin. eğer daha fazla çimlendirmek isterseniz sulamaya devam edip 4-10 cm boyunda çimler elde edip suyunu sıkıp içebilirsiniz. Ben hemen yarın yapmaya başlayacapım ve ailemin beğenisine sunacağım. Aşağıdaki yazı ise tamamen alıntıdır. Sabah gazetesinde yayınlanmış bir yazıdır. Sevgiyle ve sağlıkla kalın.


Her derde deva buğday çimi Geçtiğimiz günlerde basında yer aldığı gibi, anti-aging araştırmalarının yeni gözdesi buğday çimlerinin ya da filizlerinin suyu! Hiç dikkat ettiniz mi... Tamamen etobur olan kedi ve köpekler bile zaman zaman çim yerler. Çünkü doğadaki tüm canlılar gibi onlar da kendilerine neyin yararlı olduğunu içgüdüleri sayesinde çok iyi bilirler. Buğday çiminin önemi öncelikle yaprakların, yeşil görünmesini sağlayan klorofil içeriğinden gelir. Klorofil birçok bitkide bulunur. Buğday çimi yenilebilir canlı klorofil için bildiğimiz en uygun ve en zengin doğal kaynaktır. İçeriğindeki klorofil oranı yüzde 70'i bulur.KANI TEMİZLER* Klorofil neden bu kadar önemlidir? Klorofil güneşin yaşam veren gücünün bir başka formudur. Bu madde bitki yaşamının temelidir. Biliyorsunuz ki bitkiler şu güzel dünyamızı, akıl almaz mükemmellikteki sistemi ayakta tutan en önemli etkendir. Yağmur ormanlarının azalmasıyla başımıza neler gelebilir, düşünmek bile istemiyorum... Klorofilin besin olarak önemi, 1911 yılından bu yana inceleniyor. Klorofilin en önemli özelliklerinden birisi, insan kanında oksijen taşıyan kırmızı kan hücreleri olan hemoglobinle hemen hemen aynı kimyasal yapıya sahip olmasıdır. Klorofil ağızdan alındığında, kırmızı kan hücrelerine hemen karışır ve kanımızı temizler. Klorofil dokuların iyileşme hızını arttırır. Bu nedenle uzun yıllardır kanserli hastaların tedavisinde kullanılıyor.* Buğday çimi ile mükemmel detox! Araştırmalara göre, buğday çiminde 20 çeşit amino asit, diğer gıdalarda bulunmayan yüzlerce farklı enzim bulunmaktadır. Organik toprakta yetişen buğday filizleri, 102 doğal mineralin 90 tanesini içinde barındırır. Bu gerçekten istisna sayılacak bir zenginliktir. Buğday çimi taze olarak tüketilirse; metabolizmayı uyarır, tiroid bezlerinin sağlıklı çalışmasını sağlar, lenf sistemini temizler, kalbin fonksiyonlarını arttırır, kan basıncını normalleştirir, kolesterolü düşürür, iç organlarımızı özellikle rahmi, akciğerleri, karaciğeri, böbrekleri ve bağırsakları temizler. Sindirim sisteminde kötü koku yaratan bakterileri yok eder. Buğday çimi bir sağlık ve gençlik iksiridir. Bir bardak buğday çiminde, 5000 mg klorofil ve 92 mineral dışında hiç küçümsenmeyecek oranda vitaminler bulunur. Bunların başlıcaları 2000 mg ile C vitamini, 360 mg. E vitamini, F, K ve B grubu vitaminleridir. Buğday çimeni suyu; havuç suyu, sebze suları ve diğer meyve suları ile karşılaştırıldığında, onlardan daha güçlü detox etkisi olan bir maddedir.* Buğday çimi ve cildimiz: Buğday çimi suyu; başta sedef ve egzema olmak üzere, yara, yanık, kaşıntılar, güneş yanıkları, böcek sokmaları ve her türlü cilt tahrişine iyi gelir. Az miktarda kullanıldığında diş çürümelerini ve diş eti hastalıklarını önler. Gargara yapılırsa boğaz enfeksiyonlarını iyileştirir. Saçlı deriye sürerseniz, saçlarınızın kalitesini yükseltir.PİŞİRMEDEN TÜKETİN Başucunuza buğday çimi ektiğiniz bir saksı koyarsanız, gece boyunca havası temizlenmiş, bol oksijenli bir odada güzel güzel uyursunuz.* Önerilen doz: Buğday çimi tazeyken yararlıdır. Pişirecek olursanız tüm değerini kaybeder. Sağlığınızı korumak için günde 2-8 yemek kaşığı kadar içmeniz yeterlidir. Tedavi amacıyla kullanılacaksa günlük doz 8-16 yemek kaşığına kadar çıkarılabilir. Tabii hepsi birden içilmez. Bu dozlar gün içinde bölünerek alınmalıdır.

6 Mayıs 2008 Salı

DENİZ BÖRÜLCESİ SALATASI


Merhabalaaar,
Efendim bu akşam sizlere egenin meşhur ot salatalarından birini; deniz börülcesini tanıtacağım. Tabii tarifini de vereceğim. Genellikle tuzlu su ve deniş kenarlarında doğal olarak etişen bir ot bu. Tek yıllık, etli (sukkulent), tuzcul bir bitki. Çiçekli bitkiler arasında tuza en dayanıklı bitkidir. Tohumları tatlı suda çimlenebilir. Bitkiden yayılan tohumlar tatlı su kaynağı bulana kadar 50 yıl çimlenme özelliklerini korurlar. Bir bitkinin tamamen su altında kalarak ölümü gerçekleştikten sonra ortalama 10.000 civarında tohum doğaya saçılır.
Sodyum, potasyum, magnezyum, iyot, kükürt, kalsiyum, fosfor, demizr, çinko, manganez ve bakır içerir. İçerdiği bu minerallerden dolayı çok eski yıllarda sabun ve cam yapımında dahi kullanılmıştır.
Ayrıca yüksek oranda iyot içrdiğinden iyot eksikliği nedeniyle oluşan guatr hastalığına karşı da tedavi edici özelliği vardır.
malzemeler ve yapılışı:
Pazarlarda genelde 250-300 gr'lık demetler halinde satılan börülcelerden alınır. Kök kısımları bıçakla kesilip atıldıktan sonra kaynar suda (tuz atılmadan çünkü zaten kendisi tuzludur) 30-45 dakika haşlanır. Süzülüp soğuduktan sonra elle içinin kılçıkları ayıklanıp yeşil etli kısımları tabağa alınır. zeytin yağı ve limon suyuyla tatlandırılır. benim önerim az tuzlu tulum peyniri rendesi veya taze kaşar peyniri rendesiyle de denemeniz.
Afiyet Olsun.

25 Nisan 2008 Cuma

YİN-YANG PASTA

Pastamı kardeşimin bir haftalık tatilinin bitişi ve yarın okuluna ve işine dönüyor oluşu nedeniyle yaptım bu akşam. Aslında aklımda böyle bir süsleme yoktu. Ben kardeşimle kendimi yin ve yang a benzetirim. O genelde çilekli kısmıdır ben ise kakaolu kısmı. Birbirimizden karakter olarak farklı olsakta birbirimizi tamamladığımızı düşünürüm. Çok fazla görüşemiyoruz ayrı illerde olmamızdan dolayı. Fakat günün her anı aklımdadır. Her gün mutlaka konuşuruz telefonla. İnsanın kardeşinin olması bence çok büyük bir zenginlik dünyada. İster yakın ister uzak olalım varlığını bilmek bir umut bir mutluluk verir bana. Yaşca büyük olan ben olmama rağmen bazen o bana ablalık yapmıştır her zaman destek olmuştur. Onu çok seviyorum. Onun da benim gibi hissettiğini biliyorum. Bu mutluluğumu bir kat daha arttırıyor. Pastayı çok sever. Genelde çikolatalı pastaları tercih eder fakat ben evdeki malzemelerden birşeyler çıkarmaya çalıştım bu sefer. Bakalım beğenecek mi? Bence gönülden ve sevgiyle yapılan her yemek lezzetli olur. Siz ne dersiniz?

malzemeler:
2 katlı hazır pasta keki
1 adet Dr. Oetker dolgu kreması(vanilyalı vardı evde)
1 adet çilekli krem şanti
1 su bardağı süt (keki ıslatmak için)
4 tatlı kaşığı toz şeker
4 tatlı kaşığı nescafe gold
üstünü süslemek için ve araya koymak için çilek
yine üstü için ülker cocopops (oğluma almıştım fakat yemeyince bu şekilde tüketmek geldi aklıma)

yapılışı:
Kekler süt, toz şeker ve nescafe karışımı ile kaşık kaşık dökülmek suretiyle ıslatılır. Vanilyalı pasta dolgu kreması 1 su bardağı sütle çırpılarak hazırlanır. araya sürülür. Dilimlenmiş 5-6 çilek araya yayılır. İkinci kat kek yerleştirilir. Çilekli krem şanti sütle hazırlanır ve pasta bununla kaplanır. Bıçağın ucuyla "S" şekli çizilir ve bir tarafına cocopops diğer tarafına çilek dilimleri yanyana yerleştirilir. Çileklerin üzerlerine bal sürerseniz hem parlak görünür hem de hava ile temasını kestiğiniz için çabuk bozulmazlar. Ben bir de çilekli tarafın altına lezzet açısından hindistan cevizi serptim. Kesilmiş halini şimdi yayınlayamıyorum çünkü yarın için hazırladım.

Afiyet Olsun.